9 Aralık 2015 Çarşamba

Bizi biz yapan kusurlarımız

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                        Başkalarının kusurlarını aramakla vakit geçirmek, kendi noksanlığımızla asla meşgul olmadığımıza delalet eder. ,
                                                                                                                                    Sales





Güzel olduğunu düşündüğüm şeylerin fotoğrafını çekiyorum" "Gerçekten mi?- Büyük bir gülümsemeyle-"

En son ne zaman birine güzel olduğunu söyledik? Ne zaman eleştirmekten vazgeçtik? Gerek sosyal medyada gerek gerçek hayatta sürekli birbirine hakaretler yağdıran, birbirini eleştiren bir toplum haline geldik. Sosyal medya zaten hakaretten geçilmiyor, insnalar yüzünü koysa yüzde bir kusur, elini koysa elinde bir kusur bulunuyor, ayağını koysa ayağına hakaret geliyor. Ayağınızı koysanız ayaklarınız çok kocaman ve eğridir, elinizi koysanız eliniz bakımsız, yaşlı eli ya da çok çirkindir, parmaklarınız kırık gibi görünmektedir, yüzünüzü koysanız çirkin, koca burunlu ya da koca ağızlısınızdır. İçler acısı olan bu durum, yüzyüzeyken de çok farklı değildir, bu kadar direk söyleyemesekte alttan alttan yine aynı hakaretleri karşıya geçirmekte maalesef ustayız.

Hep kendimize bakmadan dışarıya hakaret yağdırıyoruz ama aynı hakaret bize gelince bozulup üzülüyoruz. Ne yazık ki empati yeteneğimizi kaybettik. Sürekli birbirimizle savaş halinde, üste çıkmaya çalışmakla meşgulüz. Kendimizle ilgilenmek yerine başkalarının kusurlarını mercek altına alıp inceliyor, sonra da o insan buna üzülsün diye bunu ona söylüyoruz. Bu da kendi içimizdeki mutsuzluktan kaynaklanıyor. Kendi kendimizi yeterince sevmemekten, kendi kendimizle barışık olmamaktan kaynaklanıyor. Hep kendimizi başkalarıyla içten içe kıyaslıyoruz, kusur bulmak buradan geliyor. Gördüğümüz dış gerçeklik projeksion aleti gibi beynimizin arka kısmından bize dışarıyı gösteriyor, yani dışarıda görüğümüz aslında biziz.





Kendi kendimizle olan bu iç savaş nerede son bulur bilmiyorum ama ben hep bizi biz yapan kusurların bizi daha güzelleştirdiğine inandım. Hep aşık olduğum insanlarda onun kendince ufak kusuru benim ona aşık olmamı sağladı. Burnundaki bir kemik, dişindeki bir eğrilik ona has'tı ve onu diğerlerinden ayırandı. Başkalarının onda kusur olarak adlandırdığı benim vazgeçilmezimdi.


Belki artık diğerlerinde kusur görmek yerine iyi bir şeyler görmeyi becerebiliriz, çünkü biz dışarıda sadece bizde varolanı görüyoruz. Hayat ayna gibidir, bizim içimizde olmayan hiçbir şey dış dünyada yok. O zaman güzel taraflarımızı ortaya çıkarmaya ne dersiniz? İnsanlara "Bugün ne kadar güzelsin" demeye...Çünkü biz mükemmel olmak zorunda değiliz, bizi biz yapan özelliklerle daha da güzeliz. 



13 Eylül 2014 Cumartesi

Beynimizin kapasitesini arttırabilir miyiz?

Hipokampus


Hipokampus, beynin duygusal tepkiler, yön, navigasyon ve hafıza ile ilgili olan kısmıdır. Alzheimer hastalığında hipokampus beyinde ilk etkilenen yerlerden biridir. Londra College üniversitesinin yaptığı araştırmaya göre Londra taksi sürücülerinin beyindeki hipokampus bölgesi diğer insanlara oranla daha büyüktür. Çünkü bu kişiler,taksici olmadan önce çok sıkı bir eğitimden geçerler ve yaklaşık 25.000 caddeyi ezbere bilirler. Bu da bize beynimizi ne kadar çok çalıştırırsak o bölgede beyin fonksiyonlarını ilerletebileceğimizi gösterir. Hipokampus, günde 1400 yeni nöron üretir. Ciltte olan kusurlar 21 güne ihtiyaç duyarkan, ya da başka bir deyişle 21 günde bir cildimiz yenilenirken, beynimizin ürettiği nöron sayısı hayret edilecek düzeydedir. Bu da her yeni günün bize bir armağan olduğunun kanıtıdır.


Beynin nöron sayısının önemi kadar, nöronlar içindeki iletişim hızının da önemi vardır. Sahip olduğumuz doğal yetenekler beyinde var olan nöron sayısıyla ama daha da önemlisi nöronlar arasındaki iletişime bağlıdır. Örneğin; yapılan bir araştırmaya göre Einstein’ın nöron sayısının diğer insanlardan fazla olmadığı ancak nöronlar içerisindeki akışın fazla olduğu söylenmektedir. Ve unutmadan geçmeyelim: Her beyin tek’tir, dünyada eşi yoktur aynı parmak izi gibi.

Leif Finkel’e göre (Penisilvanya Üniversitesi Nöroloji bölümü) beynimizin işleme kapasitesi yani yeterliliği ve hızı, genetik özelliklerimize ve hayat boyunca yaşadığımız tecrübelere bağlıdır. Beynimizin %50’sinin doğuştan gelen özelliklere bağlı olduğu fakat diğer %50’sinin aldığımız eğitim, hayatımızdaki tecrübeler, beslenme, yaptığımız egzersizler, alınan alkol ya da uyuşturucu, başkalarıyla kurduğumuz iletişim, duygular, hisler, vs….gibi yaşam şeklimize bağlıdır. Bunun anlamı beynimizi ve kendimizi geliştirmek için %50 şansımız olduğudur, kendimize yepyeni bir hayat kurmak için %50 şans hiç de azımsanacak bir sayı değildir.

Beynimizi geliştirmek bizim elimizde. Nasıl mı? Her gün bir şeyler okuyarak, dil öğrenerek, zeka geliştiren oyunlar oynayarak,  beynimizde, dolayısıyla kendimizde ve hayatımızda çok büyük değişimler yaratabiliriz. 


10 Eylül 2014 Çarşamba

Ruhumuzdaki değişiklikler


                                                                "Acı çekmek iyi değildir ama acı çekmiş olmak iyidir.”




Hayatımızdaki büyük değişikliklerin 3 şekilde olabileceğine inanıyorum.

1-Okuyarak
2-Seyahat ederek
3-Acı çekerek

Okumanın faydalarına değinmeyeceğim çünkü bunu inkar eden birinin olmayacağını düşünüyorum. Hayata başkalarının gözlerinden, başkalarının bakış açısından bakmayı öğrenmek ancak okumakla mümkün. Unutmayın; kendinizi geliştirirseniz, etrafınızı da geliştirirsiniz. Kendinize kattığınız her şey, etrafınıza yansıyacaktır, hepimiz görünmez iplerle birbirimize bağlıyız.

Gezmeye gelince, bambaşka bir dünyanın içine girmek istiyorsanız gezin. Çoğu zaman, bulunduğumuz yerdeyken dünyanın sadece bizden, çevremizden ve bizim problemlerimizden oluştuğunu sanıyoruz ama bunun tersini görmek istiyorsanız gezin. Yeni şehirler, yeni ülkeler görün, yeni kültürler tanıyın. Dünyanın siz ve sizin sorunlarınızdan ibaret olmadığını görün. Barselona’da Antoni Gaudi’nin yapmaya başladığı, halen bitirilemeyen La Sagrada Familia’yı görün, Fransa’da Gustave Eiffel’in tasarımını yaptığı, arkamı döndüğümde devasa yapısıyla beni şaşkına uğratan Eyfel Kulesi’ni görün, her şeyine aşık olduğum Madrid şehrine gidin, Amsterdam’da bisiklete binin, Prag’da nehir gezisi yapın, İngiltere’de London Eye’a binin, hayatı dolu dolu yaşayın, yarın her şey için çok geç olabilir.

“Acı çekmek iyi değildir ama acı çekmiş olmak iyidir.” Hayatımda duyduğum en güzel cümlelerden bir tanesi. Maalesef acı çekmeden bugünkü olduğumuz insan olamıyoruz. İnsanın ruh gelişiminin geçtiği en zorlu ama aslında en güzel yol acı çekmek. Zor zamanlarımda sadece bu cümleyi düşünmek bile beni rahatlatıyor. Babam’ın bir lafı var. “Neden üzülüyorsun ki? Düşün, 100 sene sonra bugün doğanlar dahil hiç kimse hayatta olmayacak.” Düşününce çok derin olduğunu anlıyorsunuz. Eğer bu yazıyı okuyup acı çeken birileri varsa, ben de size aynısını söylüyorum. Neden üzülüyorsun ki?, 100 sene sonra ne sen ne de şu an hayatta olan kişiler bu dünyada olmayacak. Çevrene iyi bak, yaşadığın an’ın değerini bil, zaman çok çabuk geçiyor, her şeyini kaybetmen belki de an meselesi…




9 Eylül 2014 Salı

Bizi mutlu eden ama farkında bile olmadığımız küçük şeyler...




1-Yağmurda ıslanmak ve yağmurun kokusunu duymak
2-Konserde sevdiğin şarkıyı dinlemek
3-Eve varmak ve sevdiğin insanları görmek
4-Tatile çıkmadan önceki son çalışma gününden çıkış
5-Yaz gelince plaja gidip, o yıl ilk defa denize giriyor olmak
6-Sıcak bir yaz gününde soğuk yerde yatmak
7-Çıplak ayakla çimenlere basmak
8-Sevdiğinin elini sıkı sıkı tutmak
9-Geceleyin uykunun en derinde uyandığında saate baktığında hala sabaha vakit olduğunu görmek
10-Sevdiğin kişiden beklenmedik bir mesaj
11-Geceleyin yıldızlara bakmak
12-Gerçekten sevdiğin birinden gelen beklenmedik bir öpücük
13-Geceleyin denizi, ayı ve ayın denize vuruşunu (yakamoz)izlemek
14-Çikolata yemek
15-Bir parkta oturup, hiçbir şey yapmamak
16-Pazar sabahı uyanmak ve istediğin kadar yatakta kalabilmek
17-Sevdiğin birini düşünerek uykuya dalmak
18-Çok sıcak bir yaz gününde dondurma yemek
19-Sevdiğin insanların doğumgününü kutlaması
20-Sevdiğin bir insanla sinemaya gidip mısır yemek
21-Denizden otelin yatağına kadar gelen kokuyu duyabilmek
22-Küçükken geçirdiğin güzel günleri hatırlamak
23-Yeni ve okumaya can attığın bir kitabın kokusu
24-Yazın havuza girmek ve havuzdaki tek kişinin sen olduğunun farkına varmak
25-Soğuk bir kış gününde sıcak çikolata ya da sıcak bir çorba içebilmek
26-Günlerdir görmediğin bir insana sarılmak
27-O’nun elinden sıkı sıkı tutmak
28-Çok çalıştıktan sonra sınavdan alınan iyi bir not
29-Sahilde koşu yaparken gökyüzüne atılan havai fişeklerini görmek
30-Rüyanda O’nu görmek ve uyandığında O’nu yanında görmek
31-Güzek dakikaları hatırlayıp, gülümsemek
32-Çok sevdiğin bir insanın öpücüğüyle uyanmak
33-Radyoyu dinlerken sana bir şarkı armağan edildiğini duymak
34-Plaj’da kitap okumak
35-Çok beğendiğin birinin gözlerinin içine bakarak konuşmak
36-Hamakta yatarak güneşin batışını izlemek
37-Tesadüfen birinin senin hakkında iyi bir şey söylediğini duymak
38-Senin çok güzel olduğunu söyleyen birine sahip olmak
39-Geçen yıl giydiğin ceketin cebinden 100lira çıkması
40-Çok özlediğin birinden email almak
41-Çenen ağrıyana kadar gülmek
42-Özel birinin uzaktan sana bakışını ve gülüşünü görmek
43-Küveti köpükle doldurup uzun süre içinde kalmak
44-Yıldızlara bakıp dilek dilemek
45-Sadece nefes alabilmek
46-Uzun bir seyahatten sonra kendi yatağında uyanmak
47-Tam karşıya geçecekken yeşil yandığını görmek
48-Biriyle ayrılırken arkaya dönüp baktığında onunda sana bakıyor olduğunu görmek
49-Fırına gitmek ve aldığın pidenin sıcaklığından elinin yanması
50-Yaz şimşekleri altında koşmak

Geleceğe dönüş



                       Gelecekteki SİZE mektup...
Yaklaşık 6 ay önce öğrencilerimden biri bana gelecekteki kendimize internetten mektup yazabileceğimizi söyledi. Bu, bana geçen gün izlediğim ve beni duygulandıran bir reklamı hatırlattı. Reklamda yansıtılan dönem 2032 idi. Adam şirkette çalışırken yardımcısı kendisine bir paket getiriyor, adam paketin kimden olduğunu soruyor ve kadının cevabı:

-Sizden, 20 sene önceki sizden.

Adam paketi açıyor ve 20 yıl önceki hali kendisine şunları söylüyor.

“-Selam, şaşırdın mı? Eminim, hatırlamıyorsun bile. Eğer şu an bu video’yu izliyorsan bu demektir ki 20 sene geçmiş.
Umarım bu geçen sürede saçımızı kaybedip, şişmanlamamışızdır. :) Seni ve kendimi iyi tanıdığım için birkaç şeyi hatırlatma ihtiyacını hissettim ve bu yüzden sana geçirdiğimiz bu yazı hatırlatmak için bu videoyu çektim. “ der ve Peru’da yaptıklarından bahseder. Plansız seyahatlerinden, an’ı yaşamanın öneminden, her zaman iyi arkadaşlıklar edinmek ve hayattan bir şeyler öğrenmek için vakti olduğundan, hayatın onu yaşama biçimimize göre şekilleneceğinden, hayatı nasıl yaşadığından bahseder ve nerede olursan ol –yani- nerede olursak olalım, Peru’da geçirdiğimiz zamanı unutma diyerek bitirir. Tabi bu bir Peru reklamı :)

Reklamda 20 sene önce kendisinden paket alan adamın yüz ifadesi insanı hüzünlendiriyor. Sanırım banada 20sene sonra öyle bir paket gelse bende o gözlerle kendime bakardım. Reklamı görmek isteyenler için aşağıya ingilizce olarak seslendirilmiş linkini yazıyorum, maalesef altyazı yok ama sanırım yüz ifadelerinden ve görüntülerden çok şey anlayabilirsiniz.



Belki 20 sene sonraki halimize video gönderebiliriz ya da aşağıdaki linkten mektup gönderebiliriz.


Gelecekte yazacağımız mektupta kendimize söyleyeceğimiz neler olabilir diye biraz araştırdım, belki size yardımı dokunur. Tabi ki bunlar sadece bir öneri, eminim herkes kendine göre yaratıcı olacaktır.

-Şu anki hayatında kendini nasıl hissediyorsun?
-Gelecekten beklediklerin ve geleceğe dair hayallerin.
-Başarmak istediğin hedefler
-Üstesinden gelmen gereken engeller
-Şu anki hayatının pozitif ve negatif yanları
-Şimdiden itibaren kendine vermek isteyeceğin 5 tavsiye.

Sanırım kendin için yapacağın bu basit alıştırma, kendini, hayallerini, hayatındaki engelleri görmeni sağlayacak, bunlara bugün cevap vermen belki bugünkü hayatını şekillendirecek ve gelecekteki haline çok şey öğretecek.

İyi denemeler :)